Çevre & Kent Yaşamı

İTÜ Araştırması: İstanbul’da Hava Kirliliği Arttığında Hastane Başvuruları da Yükseliyor

İTÜ araştırmasında İstanbul’daki yaklaşık 3,94 milyon hastane başvurusu incelendi. PM2.5, NO2 ve PM10 ile solunum yolu başvuruları arasında ilişki bulundu.

İstanbul Teknik Üniversitesi araştırmacılarının İstanbul’daki yaklaşık 3,94 milyon hastane başvurusunu inceleyen çalışmasında, hava kirliliğinin yükseldiği dönemlerle solunum yolu hastalıkları nedeniyle hastanelere yapılan başvurular arasında anlamlı ilişki bulundu. Özellikle PM2.5 ve azot dioksit düzeyleri öne çıkarken, 65 yaş üzerindeki kişilerin hava kirliliğine karşı daha duyarlı gruplardan biri olduğu belirlendi.

Araştırma, hava kirliliğinin tek başına her hastane başvurusuna neden olduğunu göstermiyor. Bulgular, kirletici düzeylerinin yükselmesi ile hastane başvurularındaki artış arasında istatistiksel bir ilişki ortaya koyuyor.

Yaklaşık 3,94 Milyon Hastane Başvurusu İncelendi

İstanbul Teknik Üniversitesi Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Öğretim Görevlisi Dr. Özkan Çapraz’ın çalışmalarında İstanbul’daki hava kalitesi ölçümleri ile solunum yolu hastalıkları nedeniyle gerçekleşen hastane başvuruları karşılaştırıldı.

7 Ekim 2026’da yeniden gündeme gelen araştırmada, 2013-2017 döneminde İstanbul’da şu üç hastalık nedeniyle yapılan yaklaşık 3,94 milyon hastane başvurusu değerlendirildi:

  • Astım
  • Akut bronşit
  • Kronik obstrüktif akciğer hastalığı, KOAH

Çalışmada günlük hava kirliliği değerleriyle hastane başvurularındaki değişimler zaman serisi yöntemiyle karşılaştırıldı.

Araştırma Yeni 2026 Hastane Verilerini mi İnceliyor?

Hayır. Araştırmanın incelediği hastane başvuruları 2013-2017 dönemine ait.

Çalışmanın sonuçları hakemli bilimsel dergi Sustainable Cities and Society’de 2021 yılında yayımlandı. Araştırma 7 Ekim 2026’da araştırmacının bulgulara ilişkin yeni açıklamalarıyla yeniden kamuoyunun gündemine geldi.

Bu nedenle sonuçları “2026 yılında İstanbul’da hastane başvuruları hava kirliliği nedeniyle arttı” şeklinde yorumlamak doğru olmaz. Çalışma geçmiş yıllardaki günlük hava kalitesi ile sağlık başvuruları arasındaki ilişkiyi inceliyor.

Hangi Hava Kirleticileri Öne Çıktı?

Araştırmada başlıca üç hava kirleticisi incelendi:

  • PM2.5: Çapı 2,5 mikrometreden küçük ince partikül maddeler
  • NO2: Azot dioksit
  • PM10: Çapı 10 mikrometreden küçük partikül maddeler

İTÜ’nün yayımladığı bilimsel çalışma kaydına göre hastane başvurularıyla ilişkisi en belirgin kirleticiler arasında NO2 ve PM2.5 öne çıktı.

PM2.5 Artışı Akut Bronşit Başvurularıyla İlişkili Bulundu

Çalışmanın dikkat çeken bulgularından biri PM2.5 ile akut bronşit başvuruları arasındaki ilişki oldu.

Hakemli makalede, PM2.5 konsantrasyonundaki metreküp başına 10 mikrogramlık artışın dokuz günlük gecikme noktasında akut bronşit başvuru oranında yüzde 8,06’lık artışla ilişkili olduğu hesaplandı.

Bu rakam bir kişinin hastalanma olasılığının otomatik olarak yüzde 8,06 arttığı anlamına gelmiyor. Sonuç, çalışmada kullanılan zaman serisi modeli içinde nüfus düzeyindeki hastane başvurularında bulunan istatistiksel ilişkiyi ifade ediyor.

Hava Kirliliğinin Etkisi Aynı Gün Ortaya Çıkmayabilir

Araştırmada yalnızca kirli havanın ölçüldüğü gün değil, sonraki günlerdeki sağlık başvuruları da incelendi.

Dr. Özkan Çapraz, bazı etkilerin hava kirliliğinin yükseldiği günün birkaç gün sonrasında görülebildiğini ve bunun “gecikmeli etki” olarak değerlendirildiğini belirtti.

Bilimsel çalışmada kirleticiler ile hastane başvuruları arasındaki ilişkiler 0 ile 9 gün arasındaki farklı gecikme sürelerinde analiz edildi.

65 Yaş Üzerindekiler Daha Duyarlı Bulundu

Araştırmada hava kirliliğinin farklı yaş grupları üzerindeki etkisi de ayrı olarak incelendi.

Bulgulara ilişkin değerlendirmede özellikle 65 yaş üzerindeki kişilerin hava kirliliğine karşı daha duyarlı olduğu belirtildi.

Çocuklar ile astım ve KOAH gibi kronik solunum yolu hastalıkları bulunan kişiler de hava kirliliğinin sağlık etkileri açısından hassas gruplar arasında gösterildi.

Kış Aylarında Kirlilik Daha Yüksek Çıkıyor

Araştırmacıların değerlendirmesine göre İstanbul’da partikül madde ve azot oksit seviyeleri özellikle kış aylarında daha yüksek değerlere ulaşabiliyor.

Kış mevsimini sonbahar ve ilkbahar takip ederken, yaz aylarında bu kirleticiler açısından yüksek seviyelerin daha seyrek görüldüğü tespit edildi.

Trafik kaynaklı emisyonlar ve ısınma faaliyetleri hava kirliliğini etkileyen insan kaynaklı unsurlar arasında yer alıyor. Hava koşulları da kirleticilerin atmosferde birikmesi veya dağılması üzerinde etkili olabiliyor.

İstanbul’da Hava Kirliliğinin Kaynakları Neler?

Çapraz’ın değerlendirmesinde İstanbul’daki önemli insan kaynaklı kirlilik kaynakları arasında araç trafiği, evsel ısınma ve sanayi faaliyetleri gösterildi.

Özellikle motorlu taşıtlardan kaynaklanan azot dioksit ile ince partikül maddelerin solunum sağlığı açısından önem taşıdığı belirtildi.

Yer Seviyesindeki Ozon da Risk Oluşturabiliyor

Araştırmacıların değerlendirmesinde yer seviyesindeki ozonun da solunum yollarında tahrişe yol açabilen kirleticiler arasında olduğu belirtildi.

Çocuklar, yaşlılar, astım hastaları ve açık havada yoğun fiziksel aktivite yapan kişiler ozon seviyelerinin yükseldiği dönemlerde daha hassas gruplar arasında değerlendiriliyor.

İstanbul’da Hava Kalitesi Nasıl Takip Edilir?

İstanbul’un tamamını temsil eden tek ve sabit bir hava kalitesi değeri bulunmuyor. Hava kalitesi ölçüm istasyonuna, ilçeye, saate ve meteorolojik koşullara göre değişebiliyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin farklı noktalardaki ölçüm istasyonlarından PM10, PM2.5, NO2, ozon ve diğer kirleticilerin güncel değerleri takip edilebilir.

İstanbul’daki güncel hava kalite indeksinin nasıl kontrol edileceğini öğrenmek için İstanbul Hava Kalitesi İndeksi rehberimizi inceleyebilirsiniz.

İstanbul’da PM10 Ağustosta da Artmıştı

İstanbul’daki hava kirliliği konusunda yakın dönemde yapılan ayrı bir İTÜ incelemesinde, Ağustos 2026’daki ortalama PM10 konsantrasyonunun Ağustos 2025’e göre yüzde 11 yükseldiği hesaplanmıştı.

Bu çalışma hastane başvurularını inceleyen araştırmadan farklıdır. Ağustos araştırması hava kalitesindeki yıllık değişimi, hastane araştırması ise geçmiş dönemde hava kirliliği ile solunum yolu başvuruları arasındaki ilişkiyi ele alıyor.

Ağustos verilerinin ayrıntıları için İstanbul’da Hava Kirliliği Ağustosta Yüzde 11 Arttı haberimize bakabilirsiniz.

Araştırma Nedensellik Kanıtlıyor mu?

Çalışmayı “hava kirliliği kesin olarak şu kadar hastane başvurusuna neden oldu” şeklinde okumamak gerekiyor.

Araştırmacılar günlük kirletici seviyeleri ile günlük hastane başvurularını istatistiksel modellerle karşılaştırdı. Zaman eğilimleri ve meteorolojik değişkenler gibi faktörler modele dahil edildi ve kirleticilerle sağlık başvuruları arasında anlamlı ilişkiler bulundu.

Bu tür zaman serisi araştırmaları toplum düzeyindeki sağlık etkilerini incelemek açısından önemli kanıt sağlar; ancak tek tek hastaların hangi nedenle hastaneye başvurduğunu belirleyen bireysel nedensellik analizi değildir.

İTÜ Araştırmasının Öne Çıkan Sonuçları

  • Çalışma 2013-2017 yıllarındaki İstanbul verilerini inceledi.
  • Yaklaşık 3,94 milyon astım, akut bronşit ve KOAH başvurusu değerlendirildi.
  • PM2.5, NO2 ve PM10 ile hastane başvuruları arasında anlamlı ilişkiler bulundu.
  • NO2 ve PM2.5 etkisi öne çıkan kirleticiler arasında yer aldı.
  • Bazı sağlık etkileri kirlilik artışından birkaç gün sonra görülebildi.
  • 65 yaş üzerindeki kişiler daha duyarlı gruplardan biri olarak öne çıktı.
  • Sonuçlar hava kirliliği ile hastane başvuruları arasında ilişki gösteriyor; bireysel düzeyde doğrudan nedensellik sonucu olarak yorumlanmamalı.